Anmelden
Neuer Nutzer? Registrieren

(*) Wartungsarbeiten: Derzeit führen wir wichtige und umfangreiche Wartungsarbeiten durch, um den Yahoo! Kalender zu verbessern. Auch Ihr Groups-Kalender ist von den Arbeiten betroffen und wird von den Verbesserungen profitieren. Während der Wartungsarbeiten kann es sein, dass Sie vorübergehend keinen Zugriff auf Ihren Groups-Kalender haben. Wir entschuldigen uns für die Umstände und arbeiten mit Hochdruck daran, Ihnen Ihren verbesserten Groups-Kalender so schnell wie möglich wieder zur Verfügung zu stellen - Ihr Yahoo! Groups & Yahoo! Kalender Team

kreuzbergpostasi · Kreuzberg Postasi

Group-Information

? Bereits Mitglied? Anmelden bei Yahoo!

Tipps für Yahoo! Groups

Gut zu wissen...
Sie können Links zu Webseiten, die etwas mit Ihrer Group zu tun haben in Ihrer Group darstellen.

Beiträge

  Beiträge Hilfe
Erweitert
Karamanli Türklerin Rum diye Yunanistan'a Gönderilmeleri...   Beitragsliste  
Antworten Beitrag #1003 von 6216 |

Bir hazin olaydir Karamanli Türklerin

Rum diye Yunanistan'a gönderilmeleri.



Hiristiyanlik ve Türklük. Yakin tarihimizde ve günümüzde bu ikisi, birbirine o kadar uzak mefhumlar olarak algilandi ki.. Daha "dün"e kadar Anadolu'da önemli miktarda Hiristiyan Türk toplulugunun yasadigindan, bunlarin Kurtulus Savasimiza canla basla katildiklarindan ve sonrasinda baslarina gelenlerden bugünün Türkiyesinde kaç kisinin haberi var?
Onlar, Anadolu'nun degisik bölgelerine dagilmis olarak kendi hallerinde yasarken, Batililar Osmanli'yi parçalayip yutma planlarini uygulamaya koymustu ve mutlaka Batililarin dikkatini çekmisti bu topluluk. Onlara Osmanli'ya karsi mücadele teklifi götürmekte gecikmedi Yunanlilar. Fakat Anadolu'nun Hiristiyan Türkleri, hem de görkemli bir kongreyle, Kurtulus Mücadelesinin yaninda olduklarini beyan ettiler ve her Türk gibi Istiklal Savasinda üzerlerine düseni fazlasiyla ifa ettiler. Sonra mi? Inönü, Lozan görüsmelerinde Türk Hiristiyanlarin da mübadeleye tabi tutulmasi kararina imza atti ve zorla trenlere bindirildiler.
Bu çalismayla, çogumuzun belki hiç bilmedigi hazin ve ibretlik konuyu bir nebze olsun günisigina çikarmak istedik. Islamiyeti taniyincaya kadar totemcilik, animizm(canlicilik), samanizm, budizm, manheizm gibi Asya kökenli (Asyatik) dinler arasinda bocalayan Türkler, ilahi dinlerin gelmesiyle birlikte bu dinlerin en büyük koruyucu, savunucu ve yayicilari oldular. Sosyolog Dr. Dursun Ayan'a göre bugün bile edebiyatimizda izleri olan Türkler'deki "Gök Tanri" inanci onlari ilahi dinlere daha yatkin kilmisti. Göçeden Türklerin ilk önce Hiristiyanlikla daha sonra Islam'la tanistiklarini Harizmilere ait belgelerden anliyoruz.

Karaman yöresinde bulunan "Binbirkilise" bu bölgenin 1922 yilina kadar Türk Hiristiyanlar için yurt edinildigini ortaya
koyuyor. Konya, Nigde, Nevsehir, Kayseri, Ankara civarlari Hiristiyan Karaman Türklerinin yasadigi yerler. Bunun disinda bir kisminin Istanbul, Izmir ve Trabzon'da varliklarini sürdürdügü biliniyor. Isimleri Türk olan ve Türkçe Hiristiyan tapinis gösteren, Türkçe konusan, Grek harflerini kullanarak Türkçe dini ve edebi eserler verip yayin yapan ancak karsilikli degisime tabi tutularak Anadolu'dan göç ettirilen Hiristiyanlardi bunlar.
"Kavimler Kapisi-1" kitabinin yazari Hale Soysü, 1924 yilina kadar Aksaray, Ihlara Vadisi, Ürgüp, Göreme, Derinkuyu, Aksehir, Eregli, Ermenek, Içel, Antalya ve Fethiye'de Hiristiyan Karaman Türklerinin yasadigini belirtiyor. Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde, "Alanya-kadim eyyamindan beru Urum (Rum) keferesi bir mahallededir... Amma Urum lisani bilmeyub, batil Türk lisani bilirler. Ve Antalya, dördü Urum keferesi mahallesidir. Amma keferesi asla Urumca bilmezler, Batil Türkçe lisan üzre kelamet ederler" diyerek bölgedeki Hiristiyan azinligin Türk kökenli oldugunun ve dillerinin de bozulmadiginin altini çiziyor. Hiristiyan Türkler içinde Karamanlilarin yeri ayri bir öneme sahip. Tek kelime Rumca bilmeyen ve ibadetlerini Türkçe yapip, yazi dilinde Grek alfabesini kullanan Karamanlilar'in Türk soyundan geldiklerini hemen hemen tüm tarihçiler kabul ediyor. Hiristiyan Türklerin kendi durumlarini anlatmak için yaktiklari bir agit onlari bütün yönleriyle anlatmaya yetiyor:

"Gerçi Rum isek de Rumca bilmez Türkçe söyleriz
Ne Türkçe yazar okuruz, ne de Rumca söyleriz
Öyle bir mahludi haddi tarikatimiz vardir
Hurufumuz (harflerimiz) Yunanice, Türkçe meram eyleriz"

Bazi Yunan tarihçiler hariç Hiristiyan Türkler tarih boyunca Rumlarla yani Helen-Grek-Iyon kökenli insanlarla hep karistirildi. Oysa Rumluk, bir irk veya ulus adi olmayip bir imparatorlugun adiydi. Bu konulari 1932'lerde yeniden gündeme getiren Abdülkadir Baykurt Cami de Istanbullularin "Karamanli Rum" diye özel bir ayrima tabi tuttuklari Karaman yöresindeki Hiristiyanlarin; Yunancayi hiç bilmedigini, Müslüman Türklerden daha temiz bir Türkçe konustuklarini vurguluyor. 1922-1923 yillari arasinda 16 sayi yayinlanan "Anadolu'da Ortodoksluk Sadasi" adli gazete, Karamanlilarin Hiristiyan Türkler oldugunu israrla savunuyor. Prof. Dr. J. Eckmann'a göre Karamanlilar, Hiristiyanligi benimsemis Selçuklu Türklerinden baskasi degil. Gagavuzlar üzerine yaptigi çalismalarla taninan Atanas Monof da ayni görüse sahip oldugunu söylüyor.

Hersey Yunan isgaliyle basladi
Orta Anadolu ve Karaman bölgesi Türkleri ile Dogu Karadeniz Türkleri, daha Islamiyet gelmeden Hiristiyanligi seçmis Türk boylari olarak, Kurtulus Savasina kadar varliklarini ve benliklerini koruyorlar. Ancak, Yunanlilarin Anadolu'yu isgali, Anadolu'da yasayan Hiristiyanlarin sonunu hazirlayan en önemli etkenlerden biri. Emperyalist güçlere ve Yunanistan'a karsi baslatilan Kurtulus Savasi, Anadolu'daki Türk kökenli ve diger Hiristiyanlarin birbirinden ayrilmasi için tam bir turnusol kagidi islevi yapti. Kurtulus Savasi sirasinda Ankara Hükümetine basvurarak, Hiristiyan Ortodoks olduklarini, ancak soylari yönünden Türk olduklarini sik sik vurgulayan Türk Hiristiyanlar, Fener Rum Patrikliginin etkisini kirmak için kendilerine bagimsiz bir kilise kurulmasini talep ettiler. 11 Nisan 1921'de Kastamonu Valisi Sami Bey, Ankara'ya gönderdigi telgrafinda, "Anadolu'da bir Türk Ortodokslugunun kurulmasini isteyen Tasköprü Rumlari dilekçelerini sundu" ifadesini kullaniyor. Trabzon Ortodoks Cemaatinin Ankara Hükümetine telgraf çekerek Ankara'da bir Türk Ortodoks Patrikhanesinin kurulmasini istedigi de Doç Dr. Zeki Arikan'in yaptigi arastirmalardan anlasiliyor. Dr. Sabahattin Özel, Maçka Rumlarinin da benzer bir girisimde bulunduklarini söylüyor: "Anadolu'da tarihen dahi müspet oldugu üzere Rum-Elenik namiyla hiç bir millet yoktur. Mevcut Rumlar yalniz asirlarca Türk Müslümanlarla birlikte yasayan Türk Ortodokslardir."

Fener Rum Patrikhanesine isyan
Türk Ortodoks olduklarini israrla vurgulayan Kayseri bölgesindeki Hiristiyanlar, Kurtulus Savasinin baslamasiyla birlikte, diger Hiristiyanlardan oldukça farkli bir strateji takip ediyor. Sosyolog Dr. Dursun Ayan, 1870'li yillarda Bulgarlarin, Rumlarla karistirilmaktan ve Rumlastirilmaktan korktuklari için padisahtan milli bir kilise kurma izni aldiklarini hatirlatarak, "Bulgarlarin bu kaygisini Anadolu'daki Türk Hiristiyanlar da tasiyor. Onlar da ayni dönemde milli bir kilise kurulmasi için basvuruda bulunuyorlar ama sonuç alamiyorlar" diyerek Ortodoks Türklerin Rumlarla karistirilma endiselerinin 1870'li yillarda basladigini söylüyor. Ankara ve Iç Anadolu Bölgesindeki Hiristiyan Türklere ise Papa(baba) Eftim liderlik yapiyor. Atatürk, Papa Eftim'e her zaman Baba Eftim olarak seslendigi için, çogu zaman ismi Baba Eftim olarak anilmistir. Teoman Ergene'nin "Istiklal Harbinde Türk Ortodokslar" adli eserinde, Türk asilli Hiristiyan Ortodokslardan Baba Eftim'in Kirikkale'nin Keskin ilçesi Metropoliti oldugunu ve Anadolu'nun çesitli yerlerine dagilmis olan Türk Ortodokslarla sürekli haberlestigini belirtiyor. Kayseri Erciyes Üniversitesi'nden Doç. Dr. Mustafa Ekincikli, "Türk Ortodokslari" adli kitabinda Baba Eftim'in Bagimsiz Türk Ortodoks Kilisesi'nin kurulmasi için girisimlerde bulundugunu dile getiriyor.
Kurtulus Savasinin henüz yeni filizlendigi dönemde Türk kökenli Ortodoks Hiristiyanlar bu amaçla, TBMM'den ve Adalet Bakanligi'ndan izin alarak Kayseri'de bir kongre topladilar. Kongreye, Gümüshane Episkoposu Yervasyos, Konya Metropoliti Prokobios, Antalya Episkoposu Meletios ile Anadolu ve Trakya'nin diger bölgelerinden gelen 72 temsilci katildi. 21 Eylül 1922'de toplanan kongrede Türk Hiristiyanlar Türk Ortodoks Patrikliginin kurulmasini kararlastirdilar. "Milli Mücadelede Kayseri" adli çalismasinda Zübeyir Kars, bu toplantiya Mutasarrif Muammer Bey, Mevki Kumandani ve Kalem Reisi Miralay Abdullah Bey ve sonraki yillarda TBBM'de Eskisehir Milletvekili olan Türk asilli Ortodoks Umumi Katip Bodrumi Istimad Zihni Özdamar Efendi'nin de katildigini belirtiyor.
Yunanistan'in Bati Anadolu'da isgal faaliyetlerine girismesiyle birlikte Istanbul Fener Rum Patrikhanesi, Anadolu'daki tüm Hiristiyanlari Yunanistan lehine faaliyette bulunmaya davet ediyor. Dr. Dursun Ayan, Fener Rum Patrikhanesinin Anadolu'daki Hiristiyanlara yaptigi çagrinin ciddiyetini Atatürk'ün Nutku'ndaki önemli bir ifade ile açikliyor: "Atatürk Nutuk'ta Mavri Mira'nin Fener Rum Patrikhanesinde hazirlandigini söylüyor. Fener Rum Patrikhanesi, Ortodoks ders kitaplarinin içeriginde Türk aleyhtari düzenlemelere giderek Milli Mücadele saflari olusmadan Yunanistan'i desteklemeye karar vermisti zaten. Rum kökenli olmayan diger kiliselere de bunu kabul ettirmeye çalisti. Ancak bir kismi bu oyuna gelmedi."

Çerkez Ethem tanistirdi
Kayseri'deki toplantida Türk Hiristiyan Ortodokslar, Fener Rum Patrikhanesinin baskilarina ragmen Kurtulus Savasinda Milli Mücadele saflarini seçtiler. Türk Ortodokslarin Anadolu'daki bu hareketi Atatürk'ün takdirine mazhar oldu. Papa Eftim'le tanismak isteyen Atatürk, 4 Eylül Sivas Kongresinden önce Papa Eftim'i Sivas'a davet ederek uzun uzun sohbet etti. Mustafa Kemal ile Papa Eftim'in biraraya gelmesini ise çok ilginç bir isim saglamisti: Çerkez Ethem. Papa Eftim'in oglu ve Türk Ortodoks Cemaati Lideri Selçuk Erenerol, "Atatürk, Anadolu Hiristiyanlarinin Kayseri'deki toplantisini yakindan takip ediyor. Babamla tanismak isteyince, Akdagmadeni'nden (Yozgat) yakin komsumuz Çerkez Ethem bu görüsmeyi sagliyor" diyerek anlatiyor bu konuyu.

Kiliseden çikip Istiklal Harbine gittiler
Kayseri'deki kongreye katilan Hiristiyan Türk çevreleri Milli Mücadelede Atatürk ve arkadaslarinin yaninda yer alirlar, gerekli destegi verirler. Türk Hiristiyan Ortodokslarin önderi Baba (Papa) Eftim'e, Kurtulus Savasina verdigi destekten ötürü bizzat M. Kemal Atatürk tarafindan Istiklal Madalyasi verilir. Büyük Taarruzdan önce Ankara'da ilk toplanan TBMM bahçesinde, Atatürk'ün de hazir bulundugu bir miting sirasinda halka seslenen Papa Eftim, Incil'den bir pasaj okur: "Düsmanlarimizin herseyi var, ancak bizim silah ve cephanemiz yok. Fakat gögsümüzde imanimiz var, mutlaka kazanacagiz. Yasasin muzaffer Türk Ordusu!" Bagimsiz Türk Ortodoks Patrigi Selçuk Erenerol'un babasi olan Papa Eftim, Kurtulus Savasina verdigi destekten sonra Atatürk'ün su sözlerine mazhar oldu: "Baba Eftim, bu memlekete bir ordu kadar hizmet etmistir."

Atatürk- Papa Eftim dostlugu
Çerkez Ethem'in Yozgatli oldugunu bilen çoktur ancak onun Türk Ortodokslarinin dini lideri Papa Eftim'in hane komsusu olmasi ilginç bir tecelli. Fener Rum Patrikhanesinin Yunanistan'i destekleme konusundaki baskilarina ve çabalarina ragmen Papa Eftim ve 72 kilisenin Milli Mücadele saflarina katilmasinin Mustafa Kemal'i bir hayli etkiledigi biliniyor. Çerkez Ethem araciligi ile Papa Eftim ile Sivas'ta tanisma imkani bulan Mustafa Kemal, Selçuk Erenerol'a göre 1924 yilinda Papa Eftim'den Fener Rum Patrikhanesinin basina geçmesini istiyor. Cemaatin halen dini lideri görevini yürüten Selçuk Erenerol, babasinin Atatürk ve arkadaslarinin bu teklifini, "Benden üstün dini ruhbanlar dururken, benim o makami doldurmam mümkün degil" diyerek geri çevirdigini söylüyor. Ancak Papa Eftim, Atatürk ve arkadaslarina Yunanistan'in gönderecegi patrigin özelliklerinin ne olmasi gerektigi konusunda 11 maddelik bir rapor veriyor. Papa Eftim'in, patrik için birinci sart olarak Yunanistan'da kral taraftari olmasi gerektigini ileri sürmesi dikkat çekiyor. O dönemde Kral taraftari din adamlarinin Yunan Hükümetinden farkli görüslere sahip oldugu biliniyor. Papa Eftim'in, atanacak patrigin Yunan Hükümetinin kirli emellerine alet olmamasi için böyle bir istekte bulundugu tahmin ediliyor. Ancak Atatürk'ün israrindan sonra Papa Eftim, yardimcisi Yakup ile birlikte Fener Rum Patrikhanesine giderek, bir anlamda yönetime el koyuyor. Ankara Hükümeti dis baskilara dayanamayip kendisini geri çekinceye kadar orada kaliyor.
Lozan'da verilen ödül!
Kurtulus Savasinda dindaslarini degil de, kendi irkindan olan Türkleri destekleyen Türk Hiristiyanlarini, savasin kazanilmasindan sonra büyük ve aci bir sürpriz bekliyordu. Ismet Inönü'nün Türk delegasyonuna baskanlik ettigi Lozan görüsmeleri sirasinda 30 Ocak 1923 tarihinde varilan anlasmayla, Anadolu'daki Hiristiyan Ortodokslarin, irkina ve kisisel isteklerine bakilmaksizin karsilikli degisime tabi tutularak Yunanistan'a gönderilmesine karar verildi. Mübadeleye tabi tutulan insan sayisi konusunda abartma olmadigini belirten Dr. Dursun Ayan, "Mübadeleye tabi tutulan nüfusun küçük gösterilmesi her iki ülkenin de isine geliyordu. Bu insanlik draminda Türkiye kendi yüregine su serperken Yunanistan kendi demografyasi açisindan bu konuda tartisma bile yapmadi. Rakamin fazla olma ihtimali elbette var" diyor. Dogan Avcioglu, "Türkler'in Tarihi" adli eserinde Karamanlilarin degisime tabi tutulmasinin tartismaya açik bir konu oldugunu ve mübadelenin yapildigi yillarda da bu tartismanin yasandigini belirtiyor. Bernard Lewis'ye göre, 1924 ve 1930 yillari arasindaki degisimin, Türk-Grek degisimi degil, Grek Ortodoks-Osmanli Islam degisimi oldugunu söylüyor: "Bu degisim Anadolu Ortodokslari için vatana kavusma degil, gurbete sürgündür."
Kayseri, Karaman, Trabzon, Sivas, Konya, Yozgat ve Ankara'da toplanan Hiristiyan Türkler trenlerle Yunanistan'a gönderiliyorlar. Yürek paralayan sahneler yasaniyor; "Biz sizdeniz, göndermeyin" yalvarmalari, Lozan Anlasmasinin kararliliginda Ankara'ya kadar ulasmiyor bile. Içlerinden sadece bir aileye özel bir ayricalik taniniyor. Bir tek Baba Eftim ve ailesi (Erenerollar) bu zorunlu göçten muaf tutuluyor. Atatürk'ün istegi ile o dönemde TBMM'den su özel kanun çikariliyor: "3 Agustos 1924 tarihli Papa Eftim teskeresi. Papa Eftim efendinin harekat-i milliyenin gidisatindan beri Türkiye davasiyla alakadar görülmesi ve Patrikhane ile arasindaki vaziyet nazari itibara alindigi takdirde efrad-i ailesinin mübadeleye tabi olmasi düçar-i felaket olacagi muhakkak bulundugundan bir karar ittihazi talebini havi Dahiliyet Vekale-i Celilesinin 2.8.1340 tarih ve Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti'nin 3798 nolu teskeresi üzerine mumaileyh Papa Eftim ve ailesinin Istanbul'da yerlesmesine müsaade itasi icra vekilleri heyetinin 3.8. 1340 tarihli ictimasinda karargir olmustur."
Ancak Baba Eftim'in kendi irkdas ve dindaslarinin gönderilmesine neden tepkisiz kaldigi da tam olarak bilinmiyor. Zaten bir süre sonra Anadolu'da Hiristiyan Türk azinligi kalmadigi için Anadolu Türk Ortodoks Patrikligi Kayseri'den Istanbul'a tasinmak zorunda kaliyor.

Atatürk'ün üzüntüsü
"Hamdullah Suphi Tanriöver'in Anilari"nda ismi geçen Mahmut R. Kösemihal, Hiristiyan Türklerin zorunlu göçüne iliskin, "Biz Anadolu'nun bir miktar Hiristiyan Türk'ü ile Hiristiyan Elen'ini ayiran farklari incelemeye vakit bulamadan, mübadele, bir miktar Türk unsurunu Yunanistan'a göçtürdü.." degerlendirmesinde bulunuyor. Hamdullah Suphi'nin anilarinda Celal Bayar'la aralarinda geçen bir diyalog bu konuda Atatürk'ün üzgünlügünü ortaya koyuyor: Celal Bayar bir gün Hamdullah Suphi'ye, "Bilir misin Hamdullah, Atatürk'ün son yillarda en büyük üzüntüsü ne idi?" diye sorar. Hamdullah Suphi bilmedigini söyleyince, cevabi kendisi verir: "Anadolu'dan binlerce Hiristiyan Türk'ü göndermis olmasiydi. Pasam yapmayin, yollamayin, bunlar özbeöz Türktür dedim. Kendisine kitaplar gönderdim, fakat dinlemedi." Yunanistan'a gönderilen Türk Hiristiyanlar Türkiye'de Rum olarak adlandirilip mübadeleye tabi tutulurken, Yunanistan'da da "Turko Sporos-Türk tohumu" diye asagilanarak Yunanli olarak kabul edilmediler. Gittikleri Bati Trakya'da, biraz da Anadolu'yu hatirlamak için olsa gerek, "Karaman" adini verdikleri bir yerlesim birimi kurdular. Yunanistan'da Bati Trakya Türklerinden daha fazla horlanan ve ayrima tabi tutulan Türk Ortodoks Hiristiyanlarin bir çogunun daha sonra Avrupa'nin çesitli ülkelerine dagildigi biliniyor.



Do 6. Sep 2007 11:02

moderasyongrubu
Offline Offline
Mail senden Mail senden

Beitrag #1003 von 6216 |
Beiträge erweitern Verfasser Nach Datum sortieren

Bir hazin olaydir Karamanli Türklerin Rum diye Yunanistan'a gönderilmeleri. Hiristiyanlik ve Türklük. Yakin tarihimizde ve günümüzde bu ikisi, birbirine...
moderasyongrubu Offline Mail senden 6. Sep 2007
11:04
Erweitert

Copyright © 2010 Yahoo! Deutschland GmbH. Alle Rechte vorbehalten.
Datenschutz NEU - Allgemeine Geschäftsbedingungen - Richtlinien - Hilfe